Dosya #1 Istanbul Tünelleri ve Arcana Investigations'ın Kuruluşu
Birazdan anlatacağım şeyler kimine göre gerçek, kimine göre ise sadece birer hikayedir. İnsanlar bu hayatta inanmak istediklerini kendileri seçerler, bildiğim şeyler doğrultusunda ben buna inanmayı seçiyorum.
Yaşam, sürekli olarak kendi kendiliğinden akan zamana verdiğimiz isim. Bu zaman içinde yaptığımız şeylere verdiğimiz isim, kızdığımız isim, seçtiğimiz isim.
İnsanlar bu bağlamda belirli bir gerçeklik düzleminde yaşıyorlar. Bildikleri, gördükleri, dokunabildiklerini gerçek olarak nitelendiriyorlar. Göremedikleri, dokunamadıkları, bilemedikleri şeyleri ise mit, efsane veya hikaye olarak yorumluyorlar.
Çocukken bundan farklı oluyorsunuz tabii. Keşfedeceğiniz koca bir dünya, öğreneceğiniz koca bir tarih, göreceğiniz onlarca değişik şey var.
Bunları tecrübe ettikten sonra daha fazlasını veremiyor gibi görünüyor yaşam. Bu belki doğru belki yanlış, buradaki asıl soru, daha fazlasını tecrübe etmek gerçekten istiyor musunuz?
Kendime seçtiğim isim Arkana. Küçüklüğümden beri çözülemeyen gizemlere, doğaüstü olaylara, uzaylılara ve benzeri şeylere ilgi duyardım. Bu ilgim gençliğimde bir saplantıya dönüştü. Elimde imkan ve kaynak olmadığı için bu saplantımla ilgili yapabileceğim bir şey yoktu, bu sebeple diğer insanların yaptığını yaptım, monoton hayatımı elimden geldiğince yaşadım.
25 Yaşında, asla tanımadığım babam öldü. Anneme ne zaman babamla ilgili sorular sorsam, konuyu geçiştirir, onun işe yaramaz, zavalllı, korkak birisi olduğunu anlatırdı. Bir süre sonra sormamaya başladım. Babam benim bildiğim kadarıyla Los Angeles'ta ikamet etmekteydi, orada bir ortağı ile beraber çalışıyordu, mesleğini bilmiyordum, ilgilenmemiştim.
Babam öldüğünde, hiçbir şey hissetmedim. Tanımadığım bir adamdı sonuçta, annem biraz üzülmüş gibiydi fakat babamın ölümüne karşı bir şeyler hissediyorduysa bile bu his kırıntıları hayatımıza "Esferiyatu" denilen adamın girmesi ile son bulmuştu. Babamın cenazesi Istanbul'da gerçekleşmişti. Eve bir avukat aracılığı ile gelen mektup orada olmamı istiyordu, konuşulması gereken şeyler vardı, anlaşılan babam bana bir vasiyet bırakmıştı.
Cenazede bu avukat ile tanıştım, elime bir kağıt tutuşturup detayları babamın ortağı olan Esferiyatu denilen bir adamın bana anlatacağını söyledi.
Bu Esferiyatu, garip, gizemli bir adamdı. Dişleri sanki çok fazla tekiladan erimiş gibi sivriydi ve sürekli olarak ağır bir alkol-limon-sigara kokusu sinmişti adamın üzerine. Bana bir takım şeyleri açıklamaya çalıştı, fakat o zaman gerçekten bana açıklamaya çalıştığı şeyleri ciddiye alacak kadar açık fikirli değildim, bu inatçılığım bir arkadaşımın canına mal oldu.
Bütün olan bitenlerden sonra, babamın bana Cihangir'de Atlantis Apartmanında bir ofis bıraktığını öğrendim...ve bagajı silahlar, kutsal haçlar, gümüş kurşunlar dolu bir araba.
Ofisi araştırdığımda çeşitli iblisler, vampirler, çeşitli medeniyetlerin folklöründe bulunan mitlerdeki yaratıklar ile ilgili kitaplar buldum.
Babam ölmeden önce İstanbul'a yerleşmişti anlaşılan, burada bir süre kadar çalışmış olmalıydı. Masasında hala son içtiği sigarası ve kurumuş bir kahve kupası duruyordu. Hummalı bir şekilde İstanbul'un Osmanlı Döneminde altında olduğu söylenilen tünelleri araştırıyordu, bir harita çıkartmıştı, bu haritanın arkasında bir şeyler karalanmıştı.
Pek bir seçeneğim yoktu, babamın geçmişinden Esferiyatu isimli bir adam çıkagelmiş, hayatımın tehlikede olduğunu söylüyordu, kendimi savunabilmeliydim, kendini savunmanın ilk yolu düşmanını öğrenmekten geçmekteydi.
Çoğu kültürlerde varlar aslında, bizim coğrafyamızda Cin denilir, Avrupa'da Changeling, Nijerya'da Ogbanje, Filipinler'de Aswang.
Bu Cin denilen varlıklar, İslam'daki Cin'lerden biraz daha farklılar. Farklı alemlerde farklı çeşitleri var, babamı öldürüp benim peşimde olanlar ise Changeling'ler.
Bu olayın peşinde pek çok kişi ile konuştum, pek çok insanın fikrini aldım, kimileri karşılaştığını iddia ediyor, kimileri hiç bir şey demeden bu işin peşini bırakmamı salık veriyor.
Okuduklarımdan öğrendiğim kadarıyla, Changeling'ler Avrupa Folklöründen geliyor. Çocukları kaçırıp yerlerine büyüleri ile canlandırdıkları tahta parçalarını, insana benzetip koyan Fey'ler (Cin) bu çocukları kendi diyarlarına götürüp orada çeşitli amaçları doğrultusunda yetiştiriyormuş. Burada senelerini geçiren çocuk bir süre sonra değişim geçirmeye başlayıp "Changeling" olurmuş. Bu Changeling'lerden bazıları dünyaya kaçıp burada yaşamaya başlarlarmış, kimileri eski yaşamlarını geri almaya çalışırmış umutsuz bir şekilde.
Bu olay benim üzerinde çalıştığım ilk dosyaydı, bugüne kadar hala çözemedim. Kendi kendime daireler çiziyorum, babam neden İstanbul'un tünellerini araştırıyordu? Bu nereyi gösterdiği belli olmayan harita ne anlama geliyordu? Günün birinde öğrenebilecek miydim?
Bu dosyadan sonra babamın işini devam ettirmeye karar vermiştim. Karanlıkta olan ve asla çözülememiş şeyler ile ilgili insanlar kime başvurabilirdi? Kimseye başvuramazdı, bu sebeple bu dosyalara bakan bir özel dedektiflik bürosu bu şehir için gerekliydi.
Arcana Investigations işte böyle kuruldu, doğaüstü olaylara şahit olan ve bunu kimseye anlatamayan, bu konularda sıkıntılar yaşayan, kendisini şizofreni olduğuna ikna edecek kadar değişik şeyler tecrübe eden insanlara ortağım Guido Fromm ile beraber yardım etmeye çalışıyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder